May222012

Oysa

Oysa ne güzeldir, sevdiğin adamı kapıdan uğurlarken arkasından bakmak.

Geriye dönüp bakar mı bakmaz mı düşünmeden, seyretmek merdivenlerden inişini.

ve son bir defa dönüp bakması gözden kaybolmadan.

Oysa ne güzeldir sevdiğin adamın kapıdan çıkıp, gözden kayboluşunu izlemek.

Dönüp dönmeyeceğini umursamadan bakmak sadece.

Salınışını seyretmek.

Elini uzatsan dokunacağını bilip de geri çekmek elini.

Gidişini izlerken beynine kaydetmek tüm siluhetini.

Kapıyı kapamayıp kalakalmak orada.

Sonra fark edip yavaşça kapamak kapıyı.

Oysa sadece güzeldir sevmek bir adamı.

May212012

karman çorman

Her şeyden bıktığım bir anda çıkmıştı karşıma.

Tek gecelik ilişkilerimin sonuna gelmiştim. Durulmaya, toparlanmaya ve ileriye doğru adım atmaya ihtiyacım olduğu bir zamandı.

Yorulmuştum artık, sayısını hatırlamadığım bardaklardan, adamlardan, gecelerden, haylazlıklardan; boşa geçen tüm o zamanlardan.

Durulmamı sağlayacak kişi değildi ki bu biriyle olacak bir şey değildi, çok iyi biliyordum bunu, ama zaten tek ihtiyacım olan ayıkken de yüzüne bakabileceğim biriydi. Katlanamıyordum çünkü kimseye ayık kafayla, bu nedenleydi bulduğum her rakı şişesinde balık olma isteyim, dayanamıyordum.

Düzensizlikten yaratmaya çalıştığım düzen sıkıcı olmaya başlamıştı, olduğum yerde sayıyor bir adım bile gidemediğimi fark ediyordum. Bir noktada silkelenip kendime gelmem gerekiyordu ve zaman o kadar hızlı geçiyordu ki, bunu bir an evvel yapmam lazımdı.

Her şey aslında basit bir mide bulantısıyla başladı, bağışıklık sistemim dayanamamış, devreye girmişti. Beni düzensiz düzenimden uzak tutmaya hatta yeni bir düzen kurmaya yetecek kadar uzun süreli bir müdahele. Önce alkolü çıkarmıştı hayatımından sonrasında gece hayatını, tüm haylazlıkları, yorgunlukları. Ve yavaş yavaş başlamıştım planlar programlar yapmaya, hayatımı toparlayacak adımları atmaya. Ta ki, vücudum toparlanıp eski neşesine kavuşana kadar.

Uzun süre sigaraya ara verip içmemiş birinin, ne de olsa bıraktım diyip bir tane yakması gibi, ilk elime geçen fırsatta attım kendimi düzensizlğin içine. İstediğimin bu olmadığını anlamam uzun sürmedi, önce kokusu rahatsız etti beni, sonra dumanı, sonra bıraktığı o nikotin tadı. Oysa, yalnızca üç geceliğine geri dönmüştüm eski düzenime.

Ama olmadı işte, dönmüştüm başladığım yere, rakı şişesinde balık olmak güzel, düzensizlikten yarattığım düzen kötüydü. Atılması gereken ciddi adımlar vardı; sakinleşmek, odaklanmak, aklı başa toplayıp yatışmak lazımdı, kaybedecek zaman kalmamıştı, yapmam gerekenler patır patır önüme dökülmüştü bile.

Sonra yine bir kaçamak ve akabinde yine bağışıklık sistemimin müdahelesi. Anlaşılan vücudum da istemiyordu eski düzene dönmemi. Mesaj açık ve netti, toparlanmalıydım, toparlanacaktım, başladım. Düzen diye tutturan benliğime zaman içinde taşlar yerine oturur ne de olsa dedim.

Yarın yeni bir gün.

May132012
Best motivation ever

Best motivation ever

(Source: krystopolis)

April302012
Little Red Nightmare
theartoffairytales:

Annie Rodrigue, Little Red Riding Hood

Little Red Nightmare

theartoffairytales:

Annie Rodrigue, Little Red Riding Hood

April162012
Caperucita Roja

Caperucita Roja

April142012
naifbahadir:

Casablanca / 1942

naifbahadir:

Casablanca / 1942

(Source: naiftrek)

April102012

zamanlama

Birbirimize o kadar geç kalmıştık ki, bundan sonra hiç beraber olmasak olurdu.

Aradan geçen bu kadar zamandan sonra, yeniden aynı yere dönecek enerjim kalmamıştı çünkü. Aynı heyecanları bir daha yaşayacak gücüm yoktu. 

Köprünün altından çok sular akmıştı ve bütün bunlar olurken biz o köprünün yakınında bile değildik. Hatta uzağında olmak için elimizden geleni yapmıştık.

Yan yana gelmemek için çabaladığımız onca zaman, şimdi bir araya gelmemize bir şekilde engel oluyordu. Oysa sıkça konuşuyorduk; buluşalım, görüşelimler havada uçuyordu her seferinde. 

Yüz yüze gelmeyeli, gözlerimizin içine bakıp konuşmayalı o kadar çok olmuştu ki. Bir araya geldiğimizde zaman duracak mı yoksa hava buz mu kesecek, bilmiyordum bile. Denemeye korkuyor olmalıydık ikimiz de. 

O zaman da cesaretimiz yoktu, o da kaçmıştı ben de kaçmıştım. Oysa hep, filmlerdeki gibi, gelip, kolumdan tutup öpmesini beklemiştim beni. Hiç yapmadı. Yıllar sonra çıkıp, çok yapmak istemiş olduğunu söylemeseydi, beni hiç istemediğine inanmaya devam edebilirdim. 

O zaman ilk kez bir adım atılmıştı, ilk kez birimiz cesaretini toplamıştı. İşin komik yanı, o zaman bile geç kalmıştık. 

Sonra birden bugünde bulduk birbirimizi, aradan geçen onca yıla rağmen sanki bıraktığımız yerdeki gibi. Her şey o kadar spontane ve hızlı oldu ki, gerçekten zamanı gelmiş gibi. 

Cesurduk bu sefer, her ikimiz de, kaçmak istemiyorduk, yeterince geç kalmıştık zaten daha fazlasının anlamı yoktu. Hep yapmasını beklediğim şeyi yaptı sonunda, kolumdan tuttu öptü beni; ne zaman durdu, ne dünya ne de buz kesti hava. Her şey olması gerektiği gibiydi, sanki hep olmuş gibi.

April52012
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Ben ise, en çok doyasıya dans etmeyi özlemiştim.

(1 plays)
April32012
April22012
HAKUNA MATATA

HAKUNA MATATA

← Older entries Page 1 of 12